September 09 2010 02:11:20
Ana Menü
Site Menü
· Ana Sayfa
· İncelemeler
· Dosyalar
· Forum
· Web Linkleri
· Haber Kategorileri
· İletişim
· Arama
Kuran-ı Kerim
· Kuran-ı Kerim
· Kuran İlimleri
· Kuran Bilgileri
· Kuran'da Dua
Kitaplar
· Riyazüs'Salihin
· Dine Karşı Din
· Öncüler
· Boykot
· Örnek Ahlak
· Çöldeki Işık
· İnsan-ı Kamil
Galeri
· Videolar
· Resimler
Ziyaretçi Defteri
· Ziyaretçi Defteri
Öner
· Resim Galerisi
Çevrimiçi Kullanıcılar
· Çevrimiçi Ziyaretçiler: 1

· Çevrimiçi Üyeler: 0

· Toplam Üye Sayısı: 8
· En Yeni Üye: ESRADE
En Son İncelemeler
İnceleme Bulunamadı
VEDA HUTBESİ

Bismihi Teala


"Hamd Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki; Allah'dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi, ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür. "

Ey Nâs!

Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak bir daha berâber olamayacağım.

İnsanlar!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece mukaddestir; her türlü tecâvüzden masûndur.

Ashâbım!

Yarın rabbınıza kavuşacaksınız. Bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız. Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsinler. Olabilir ki, bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak hıfzetmiş olur.

Ashâbım!

Kimin yanında bir emânet varsa, onu sâhibine versin . Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Fakat aldığınız borcun aslını ödemek gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle bundan böyle fâizcilik yasaktır. Câhiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib'in oğlu amcam Abbas'ın fâiz alacağıdır.

Ashâbım!

Câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası, Abdülmüttalib'in torunu (amcalarımdan Hâris'in oğlu) Rabîanın kan davasıdır.

Ey Nâs!

Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah'ın emâneti olarak aldınız. Onların nâmus ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki haklarınız, âile nâmusu ve şerefinizi kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer onlar sizden izinsiz râzı olmadığınız kimseleri âile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. Kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise, örfe göre her türlü (meşru ihtiyaçlarını), yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

Mü'minler!

Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emânetler, Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir.

Ey Nâs!

Devâmlı dönmekte olan zaman, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü duruma dönmüştür. Bir yıl, l2 aydır. bunlardan 4'ü Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep hürmetli aylardır.

Ashâbım!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden nüfûz ve saltanatını kurma gücünü ebedî olarak kaybetmiştir. Fakat size yasakladığım bu şeyler dışında, küçük gördüğünüz şeylerde ona uyarsanız, bu da onu sevindirir. ona cesâret verir. Dininizi korumak için bunlardan da uzak kalınız.

Mü'minler!

Sözümü iyi dinleyin, iyi belleyin. Rabbınız birdir, babanız birdir. Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük, ancak takvâ iledir. Müslüman müslümanın kardeşidir. Böylece bütün müslümanlar kardeştir. Gönül hoşluğu ile kendisi vermedikçe, başkasının hakkına el uzatmak helâl değildir. Ashabım! Nefsinize de zulmetmeyin. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır. Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsinler.

Ey Nâs!

Cenâb-ı Hak Kur'an da her hak sahibine hakkını vermiştir. Mirâsçı için ayrıca vasiyyet etmeye gerek yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa, ona âittir. Zina eden için ise mahrûmiyet vardır. Babasından başkasına soy (neseb) iddiâsına kalkışan soysuz, yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın. Cenâb-ı Hak böylesi insanların ne tevbelerini ne de adâlet ve şâhitliklerini kabûl eder.

Ashabım!

Allah'tan korkun, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, malınızın zekatını verin, âmirlerinize itaat edin. Böylece Rabbınızın Cennetine girersiniz.

Ey Nâs!

Yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz? Ashâbı kiram:

Allah'ın dinini teblîg ettin, vazîfeni hakkıyla yaptın, bize nasihat ve vasiyette bulundun, diye şehadet ederiz, dediler.

Rasûlüllah (s.a.s.) mübarek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırdı, cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa:

Şâhid ol Yâ Rab!

Şâhid ol Yâ Rab!

Şâhid ol Yâ Rab!

buyurdu.

 

 

ÖZLEM AJANS
www.ozlemajans.com
Anahtar Kelimeler
©
En Çok İndirilenler
Maxthon 22
İslamın Hareket Metodu 15
Konuş Yoksa 13
Şafi Fıkhı 11
Yeterki Kuran Susmasın 10
Anket
Portalımızı Nasıl Buldunuz?







Oy vermek için üye olmanız gerekmektedir.
Hoşgeldiniz
* وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَا يَعْلَمُون *
* ''İzzet Allah'ındır, O'nun Peygamber'inin ve bütün müminlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.'' * (Münâfikûn: 8)
Kuran'ı Öğrenmek
Sizleri başta Diyarbakır olmak üzere bölgenin farklı yerlerinde Kur’an-ı Kerimin öğrenilmesi, yaşanması ile ilgili yapmış olduğunuz hizmetlerden tanıyoruz. Özellikle yapmış olduğunuz mahkeme savunmalarından anlıyoruz ki, 1990’lı yıllardan başlayıp 2000 yılına kadar devam eden süreçte camiler başta olmak üzere birçok yerde çocuk, genç, yaşlı, erkek kadın onbinlerce çocuğa Kur’an-ı Kerim’in öğretilmesi hususunda öncülük ettiniz. Sizi bu hizmete sevk eden hususlardan bahseder misiniz?


Kur’an-ı Kerim, bizim için hayat nizamıdır. Dolayısıyla tüm yaşam alanlarımızı içine almıştır. İbadet, muamelet, uhrevi hayat ve sosyal yaşantımızı ilgilendiren hususlarda Kur’an bizim için hayat tarzıdır. O Kur’an rabbimizin beyanıyla ‘muttakiler için yol göstericidir.’ O halde yol göstericiliğine tanık olabilmemiz için önce Kur’an-ı Kerim'i okumayı öğrenmek durumundayız. Akabinde anlamını öğrenip hayatımızı ona göre tanzim edebilmeliyiz.

Bu temel anlayışı anlattıktan sonra bu işe nasıl giriştiğimizden bahsetmeye başlayabiliriz.

1990’lı yılların başında Diyarbakır’da başlattığımız cami çalışmalarına iki temel yaklaşımla başladık. Birincisi camiler Allah’ın evi ve müminlerin kendilerine mesken tutmaları gereken yerler olmasına rağmen halk camilere gitmiyor ve camiler vakit namazlarında nerdeyse boş denebilecek bir hale gelmişti. Vakit namazlarında dolması gereken camilere maalesef çok az insan geliyordu. Bu bizde sorumlu bir Müslüman olarak sıkıntı oluşturuyordu. Bir şeyler yapılması gerektiğine kanaat ediyorduk. Nasıl oluyor da camiler fitne ve fesattan arınan yerler olmasına rağmen insanlar ona gelmiyor ve camide namazlarını kılmıyorlardı. Hatta gittiğim bir camide namazda imam, müezzin ve bir tabi olan dışında kimseyi görmemem bende derin bir etki bırakmıştı.

İkinci husus ise camilere gelinmemekle kalınmıyor, insanlar özellikle de gençler cami çevrelerine toplanıyor ve Allah’ın sevmediği birtakım davranışlarda bulunuyorlardı. Cami ibadet yeri iken bu kötü davranışların (bali ve esrar çekimi)sergilenmesi bizi derinden üzüyordu. Bunu da biz Allah’ın evine yapılan bir saygısızlık olarak yorumluyor ve bununla ilgili olarak da bir şeylerin yapılmasını istiyorduk. Bizim gibi yüreği İslam aşkı ile yananlarla bir araya gelerek bunlarla ilgili neler yapılabilir diye bu işin üzerinde uzun uzun müzakerelerde bulunduk.

CAMİ İMAMLARINA BÜYÜK BİR SORUMLULUK DÜŞÜYOR

Müzakerelerinizin neticesinde nasıl bir sonuca ulaştınız?

Rabbimizin ‘iyilik ve takva hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah işleme ve düşmanlık hususunda birbirinizle yardımlaşmayın’ ayetinin gereği olarak Müslümanlarla dayanışma içinde olduk. Nasıl yapabiliriz ki insanlar tekrar camilere gelsin, kitaplarını öğrensin, anlasın ve diğer insanlara da bunu öğretsinler diye neler yapabiliriz bunu konuştuk.

İki aşamalı bir süreç takip edecektik. Birincisinde cami imamlarına giderek, çocukların, gençlerin camilere gelmesi ve Kur’an-ı Kerim'i öğrenmelerine öncülük etmelerini isteyecektik. İkincisinde ise kendimiz gönüllü kardeşlerimizin eliyle boşluk olan yerlerde Kur’an-ı Kerim'in öğretilmesine çalışacaktık. Birçok yerde imamlar bu talebimize olumlu yanıt verdiler ve bir düzen içinde camilerde camilerin etrafındaki insanlara dersler vermeye başladılar. Tabi buna lakayt kalıp sorumluluklarını yerine getirmeyen imamlar da oldu.

Sorumluluklarını yerine getiren imamlar önce gençlere Kur’an eğitimi verdiler. Sonra da bu gençler diğerlerine verdiler.

‘Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğreteninizdir’ diye buyuran Peygamber efendimizin bu hadisi bizim için teşvik edici oldu. Biz de gücümüz nispetinde ne yapabilirsek bizim için kazançtır diye yola koyulduk.

Bir başka hadisi şerifte de Peygamber efendimiz, ‘Ümmetimin fesat döneminde kim benim sünnetime sarılırsa kendisine yüz şehit sevabı vardır’ diye buyurmaktadır. Sünnet denince aklımıza sadece namazlara bağlı sünnetlerin gelmemesi gerekir. Sünnet demek yol demektir. Dolayısıyla da Peygamberimiz aleyhisselatu vesselamın bize göstermiş olduğu her yöne doğru gitmek durumundayız. Yani sadece tek yönlü bir takip değil hayatın tüm yönlerini ilgilendiren bir takibin olması gerekiyor. Hayatın her yönünü ilgilendiren hususlarda Peygamberimiz aleyhisselatu vesselamın sünnetine tabi olmamız gerektiğine inandığımız gibi bunu öğrenmenin de bir yaşının olmadığına inanıyoruz. Dolayısıyla gerek vereceğimiz eğitimde gerekse de alacağımız eğitimde de herhangi bir yaş ve cinsiyet sınırlamasına da gitmememiz gerektiğine inandık.

Programlı hareketimiz sonucu, kısa sürede verim almaya başladık. Daha önce camilerin etrafında uygunsuz davranışlarda bulunan insanlar bizim sabırlı çalışmalarımız sonucu camiye gelmeye başladılar. Bu halka gittikçe büyüdü. Mesela camide çocuklara dersler vermeye başladığımızda dışarıdaki gençlerden bu çocuklara karşı çıkanlarla gidip konuşuyor, onları yaptıkları yanlıştan döndürmeye çalışıyorduk. Bir müddet sonra bakıyorduk ki, o daha önce Kur’an dersi alan çocuklara karşı çıkan gençler de camiye gelmeye ve başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere eğitim almaya başlamışlar.

Zamanla bu çalışmalarımız Diyarbakır’a yayıldı ve nerdeyse tüm camilerde düzenli Kur’an-ı Kerim başta olmak üzere temel İslami bilgiler verilmeye başlandı. Bu çalışmalarımızı da yaparken İslami hassasiyetlere de dikkat ettik. Mesela kız çocuklarına bayanlar ders verirken, erkek çocuklarına da erkekler ders vermeye başladılar.

KISA ZAMANDA BİNLERCE ÇOCUK KUR’AN ÖĞRENDİ

Yapmış olduğunuz çalışmalar neticesinde istediğiniz veya programladığınız neticeye ulaştığınızı söyleyebilir misiniz?

Çalışmalarımızı bir camiden başlattık ve Kur'an'ı bilen kardeşlerimizin kendilerine en yakın camiye gidip orda bu hizmeti vermeye başlamalarını istedik. Herkes sorumluluğunun bir gereği olarak camilere gitmeye başladı ve burada uygun şekilde Kur’an dersi ve temel İslami meselelerde etrafındaki genç, yaşlı, kadın, erkeklere faydalı olmaya başladı. Kısa bir müddet sonra dediğim gibi hemen hemen Diyarbakır’ın tüm camilerinde ders halkaları oluştu. Tabi camilerde edebi kurallar başta olmak üzere, ahlak, güzel muamele, cami temizliği hususlarında da gençlerimiz üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyorlardı.

Yaptığımız çalışmaları hazmedemeyenler de vardı, ama biz üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmekten geri durmadık. O engelleyenleri de camiye davet ederek kalplerini kazanmaya çalışıyorduk.

Bugünlerde yoğun olarak gündemde olan Kur’an-ı Kerim kurslarına getirilen yaş kısıtlamasıyla ilgili olarak ne düşünüyorsunuz? Sistemin buna hakkı var mıdır, bizim yapmamız gereken nedir?

Aslında Kur’an-ı Kerim sadece bu tatil döneminde değil tüm zamanlarda yoğun olarak gündemimizde olmalıdır. Temel ihtiyaçlarımızı karşılamak için ne kadar yoğun gayret gösteriyorsak, Kur’an-ı Kerimin öğrenilmesi ve öğretilmesi ile ilgili olarak da sürekli sıcak bir gündem olmalıdır.

Kur'an'ı öğrenmeye getirilen sınırlamalar kesinlikle yanlış ve siyasi uygulamalardandır. Bu uygulama işi yokuşa sürüp, dolaylı bir engel çıkarmadır. Bizim çocuklarımız geçmişte olduğu gibi daha dört beş yaşlarında iken Kur’an öğrenebilmeli ve gerekirse ezber yapabilmeliler. Bununla beraber sistem bir çelişki içindedir. Bakın mesela Türkiye’de okuma yaşı daha önce yedi iken şimdi bu yaş daha da aşağı çekilmiştir. Sebebi dimağ daha taze iken ona daha fazla bir şeyler yüklemektir. Sistem bir çelişki yaşıyor, kendisi ile ilgili eğitimde yaş sınırını daha aşağı çekiyorken, dini eğitimi ile ilgili hususlarda sınırı yüksek tutmaktadır. Oysaki önemli olan çocuklarımızdır. Zaten akıllı sistemler kendilerinden ziyade halklarının geleceğini düşünür ve ona göre adım atarlar.

Kur'an'ın öğretilmesi ile insanlar topluma kazandırılıyor ve cani olmaktan çıkarılıyorsa sistem geleceğini düşünüyorsa Kur'an'ın öğretilmesi ve yaşanması hususunda teşvik edici olmalıdır. Bakın mesela arkadaşını doğrayan genç, ömründe Kur'an'ı eline almadığını söylüyor. Ömründe Kur'an'ı eline almayandan başka bir sonuç beklenebilir mi?

YAŞ YÜKSEK TUTULARAK ENGEL ÇIKARILIYOR

Sistem algılama yaşının küçük yaşlarda daha yoğun olduğunun bilincinde olarak yaşı yüksek tutarak bu algılamayı en aza düşürmeye çalışmaktadır. Dolayısıyla 5-6 yaşlarında öğrenilecek İslami bilgilerin kalıcılığı ile 12-13 yaşlarında öğrenileceklerin farklılığı göz önünde bulundurulduğunda durumun net olarak bir engel olduğu ortaya çıkacaktır.

Bu dönemde Kur’an öğrenimi ile ilgili neler yapılabilir? Nasıl bir yol takip edilmeli?

Şimdi öncelikle şu tespiti yapmalıyız. Bizim çalışma yaptığımız dönemlerde imamlar üzerlerine düşen görevi yerine getirmekten çekiniyorlardı. Ancak bugün özellikle Diyanet, imamlara yoğun talimatlar göndererek camilerde ders verilmesi gerektiğini söylüyor. Bunun için imamlara ek ücret bile veriyor. Bunun büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Bunun değerlendirilmesi gerekiyor. Madem bu imkan varsa, başta kendimiz olmak üzere, tüm ailemizin Kur'an'ı öğrenmesini sağlayabiliriz. Her ne iş yapıyorsak da mutlaka yoğun iş hayatımızdan bir zaman kopararak bu eğitimimizi tamamlamalı çocuklarımızı da buna teşvik etmeliyiz.

KUR’AN’I CAMİDE ÖĞRENELİM

Kur’an-ı Kerimin öğrenileceği ana merkez camilerimiz olmalıdır. Bundan elden geldiğince şaşmamak gerekiyor. Diyelim ki camiye gidecek durumumuz olmuyor o zaman da işyerimizde bu görevi icra etmeliyiz. Komşumuzdan, akrabalarımızdan istifade etmeliyiz.

Bizim yaşımızın geçmiş olması bizde bir umutsuzluğa sebep olmamalıdır. Belki biz bu yaşımızda Kur’an okursak çocuğumuza örnek oluruz, ona öncü oluruz. Yani kendimizi de ihmal etmemeliyiz.

Bizim bir işe önem vermemiz çocuklarımızın da buna önem vermesi anlamına geliyor. Çocuklarımızın ellerinden tutup onları camiye veya ders verebilecek birinin yanına götürürsek hem çocuk için bir teşvik unsuru olur, hem de ders verecek olan için bir teşvik olur.

Son olarak Diyanetin vermiş olduğu bir talimatla hangi yaşta ve ne zaman olursa olsun öğrenmek isteyenlere cami imamlarının ders vermesi gerektiğini ilan etmiştir. Dolayısıyla bizim için müsait olmama olayı söz konusu değildir. Eğer görevliler bu sorumluluklarını yerine getirmiyorlarsa onlarla konuşup ortak bir saatte buluşup dersimizi alabilmeliyiz.

Böylece bu dönemde Kur'an'ı öğrenme hususunda topyekün bir gayret içinde olabilmeliyiz. Dünya ve ahiret saadetimiz için faydalı olan ne ise onu yapmak durumundayız.

Biz dinimizin güzelliklerine sahip çıkıp onu yaşamazsak, başkasının etkisinde kalarak onların dinlerine göre yaşamak durumunda kalırız. Müslüman olarak sorumluluğumuz bunu gerektirir.

KUR’AN’I ÖĞRENEN BAŞKASINA DA ÖĞRETMELİ

Kur’an okuyan kişi nasıl yaşaması gerektiğini de bilir. Resul-i Ekrem (sav)’in hayatı büyük bir örnektir. O hicret ettiğinde daha Medine’ye varmadan Kuba’da bir mescit inşa etti. Sonra Medine’ye varır varmaz ilk yaptıklarının başında bir cami inşa etmek oldu. Bundan maksadı ne idi? O yerde hem ibadetlerini yapıyor, hem de gelen Kur’an emirlerinin insanlara öğretilmesine gayret ediliyordu. Ashab-ı Suffa’nın oluşturulmasının gayesi de temel olarak gelen ayetlerin ezberlenmesi idi. Onlar bu gayretleriyle Kur’an’ın bugüne kadar ulaştırılmasına vesile oldular. Bizler de bugün kendimizden sonraki nesillere Kur’an’ın ulaştırılmasını istiyorsak onu okumalı ve okutmaya çalışmalıyız. Mesela bir ailede anne baba okumasını bilmiyorsa bir müddet sonra gelecek çocukları da öğrenemeyecek ve gittikçe Kur’an'dan uzaklaşan bir toplum oluşacak. Dolayısıyla Kur’an okumasını bilenlerin bu emanete sahip çıkarak kendisinden sonraki nesillere de bunun yayılabilmesi için gayret sarfetmesi gerekir. Peygamber Efendimiz aleyhisselatu vesselam insanlar öldükten sonra hesap defterinin kapanacağını ancak sadaka-i cariyenin, faydalı bir ilmin ve salih bir evladın anne babasına yapacağı duanın kendisine faydalı olacağını buyurmaktadır. Dolayısıyla biz de arkamızda bize dua edecek salih ve alim bir evladı bırakmak için bu görevimizi ifa etmeliyiz. Unutmalıyım ki yine Peygamber Efendimiz aleyhisselatu vesselamın kavliyle, hepimiz birer çobanız ve güttüğümüz ailemizden mesuluz, onları İslami edep ve eğitim ile yetiştirmek durumundayız.

Son olarak Doğru Haber okuyucularına ne tavsiyeleriniz olacak?

Kur’an-ı Kerim bir hayat nizamıdır. Bu cihetle maddi ve manevi ihtiyaçlarımızı ancak o karşılar. Onun hükümlerindeki adalet, zulmün karşısında dimdik durmaktadır. İnsanlar arasında sağladığı adalet sistemi bizim için vazgeçilmez bir kaynaktır. O kaynağımıza gerektiği gibi sahip çıkmazsak hayat damarlarımıza giden kanımız kesilecektir. Onun için de okurlarımızdan ve tüm halkımızdan isteğimiz gerek biz gerekse de çocuklarımız Kur'an'ı okuyalım, ne demek istediğine bakalım ve hayatımızı buna göre şekillendirmeye çalışalım. İnanınız ki, hayatımız boyunca edindiğimiz tecrübe başka sistem ve düşüncelerin insanları hayattan küstürmekten, ahireti unutturmaktan başka bir fonksiyonları yoktur. Kur’an ile boyanıp hayatımızı ona göre şekillendirmek varken bunun dışında yollar aramak beyhude bir çabadır.

Kendimizi ve ailemizi yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyanlardan olmamız dileğiyle Allah’a emanet olunuz.

Biz de sizlere bize zaman ayırdığınız için teşekkürlerimizi sunuyoruz.

AİLELER KENDİ ELLERİYLE ÇOCUKLARINI GETİRİYORDU

Tabi yapmış olduğumuz bu çalışmalarda çocukların ve gençlerin ahlaki yapılarında da büyük iyileşmeler oluyordu. Bu durum ailelerin de dikkatini çekiyordu. Bunun için gelip bizlerden ‘Ne oldu da çocuklarımız bu hale geldi’ diyerek durumu öğrenmeye çalışıyorlardı. Onlara camide yaptıklarımızı anlatınca çok memnun oluyor ve kendileri de gelip ders almaya başlıyor diğer çocuklarını da camiye getirip bize teslim ediyorlardı. Kızı varsa kızını da getirip bayan Kur’an hocalarına teslim ediyorlardı. Hiçbir şey yapamıyorlarsa da gelip desteklerini ve dualarını sunuyorlardı. Evden bir kişinin gelmesiyle kısa bir zaman sonra diğer fertlerin de gelmesi sağlanmış oluyordu.


Fikret Gültekin/Doğruhaber
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın
Kısa Mesajlar
Mesaj göndermeniz için üye olmanız gerekmektedir.

Henüz hiç kısa mesaj gönderilmemiş.
ÇAĞRI FM
Hergüne Bir Hadis
Allahu Teâlâ zâlimi imhâl eder (bir müddet cezasını tehir eder),taki gazabına uğrayınca onu kimse kurtaramaz.
Namaz Vakitleri
Önemli
Hergüne Bir Dua
Benden bana ezâ veren şeyi gideren ve bana yarayacak şeyi bende tutan Allah'a hamd olsun
Son Video
Mikail-Hicranlı Yüzler
[28-06-2010 23:07]
Asr Suresi
[27-06-2010 23:16]
Mavi Marmara Şehitl...
[27-06-2010 23:08]
Mazlumsun Susa
[27-06-2010 23:06]
Kuveytipoor-Kana Yo...
[11-01-2010 14:52]
Seyfullah-Selamun S...
[11-01-2010 14:47]
En Son İndirilenler
Şafi Fıkhı 11
İslamın Hareket Metodu 15
Yeterki Kuran Susmasın 10
Konuş Yoksa 13
Maxthon 22
En Son Eklenen İncelemeler

Henüz bir inceleme gönderilmemiş.

Rastgele Video
SON HABERLER
Sayfa oluşturulma süresi: 0.06 saniye 17,733 Tekil Ziyaretçi