September 09 2010 11:56:34
Ana Menü
Site Menü
· Ana Sayfa
· İncelemeler
· Dosyalar
· Forum
· Web Linkleri
· Haber Kategorileri
· İletişim
· Arama
Kuran-ı Kerim
· Kuran-ı Kerim
· Kuran İlimleri
· Kuran Bilgileri
· Kuran'da Dua
Kitaplar
· Riyazüs'Salihin
· Dine Karşı Din
· Öncüler
· Boykot
· Örnek Ahlak
· Çöldeki Işık
· İnsan-ı Kamil
Galeri
· Videolar
· Resimler
Ziyaretçi Defteri
· Ziyaretçi Defteri
Öner
· Resim Galerisi
Çevrimiçi Kullanıcılar
· Çevrimiçi Ziyaretçiler: 2

· Çevrimiçi Üyeler: 0

· Toplam Üye Sayısı: 8
· En Yeni Üye: ESRADE
En Son İncelemeler
İnceleme Bulunamadı
VEDA HUTBESİ

Bismihi Teala


"Hamd Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki; Allah'dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi, ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür. "

Ey Nâs!

Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak bir daha berâber olamayacağım.

İnsanlar!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece mukaddestir; her türlü tecâvüzden masûndur.

Ashâbım!

Yarın rabbınıza kavuşacaksınız. Bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız. Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsinler. Olabilir ki, bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak hıfzetmiş olur.

Ashâbım!

Kimin yanında bir emânet varsa, onu sâhibine versin . Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Fakat aldığınız borcun aslını ödemek gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle bundan böyle fâizcilik yasaktır. Câhiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib'in oğlu amcam Abbas'ın fâiz alacağıdır.

Ashâbım!

Câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası, Abdülmüttalib'in torunu (amcalarımdan Hâris'in oğlu) Rabîanın kan davasıdır.

Ey Nâs!

Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah'ın emâneti olarak aldınız. Onların nâmus ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki haklarınız, âile nâmusu ve şerefinizi kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer onlar sizden izinsiz râzı olmadığınız kimseleri âile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. Kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise, örfe göre her türlü (meşru ihtiyaçlarını), yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

Mü'minler!

Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emânetler, Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir.

Ey Nâs!

Devâmlı dönmekte olan zaman, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü duruma dönmüştür. Bir yıl, l2 aydır. bunlardan 4'ü Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep hürmetli aylardır.

Ashâbım!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden nüfûz ve saltanatını kurma gücünü ebedî olarak kaybetmiştir. Fakat size yasakladığım bu şeyler dışında, küçük gördüğünüz şeylerde ona uyarsanız, bu da onu sevindirir. ona cesâret verir. Dininizi korumak için bunlardan da uzak kalınız.

Mü'minler!

Sözümü iyi dinleyin, iyi belleyin. Rabbınız birdir, babanız birdir. Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük, ancak takvâ iledir. Müslüman müslümanın kardeşidir. Böylece bütün müslümanlar kardeştir. Gönül hoşluğu ile kendisi vermedikçe, başkasının hakkına el uzatmak helâl değildir. Ashabım! Nefsinize de zulmetmeyin. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır. Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsinler.

Ey Nâs!

Cenâb-ı Hak Kur'an da her hak sahibine hakkını vermiştir. Mirâsçı için ayrıca vasiyyet etmeye gerek yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa, ona âittir. Zina eden için ise mahrûmiyet vardır. Babasından başkasına soy (neseb) iddiâsına kalkışan soysuz, yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın. Cenâb-ı Hak böylesi insanların ne tevbelerini ne de adâlet ve şâhitliklerini kabûl eder.

Ashabım!

Allah'tan korkun, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, malınızın zekatını verin, âmirlerinize itaat edin. Böylece Rabbınızın Cennetine girersiniz.

Ey Nâs!

Yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz? Ashâbı kiram:

Allah'ın dinini teblîg ettin, vazîfeni hakkıyla yaptın, bize nasihat ve vasiyette bulundun, diye şehadet ederiz, dediler.

Rasûlüllah (s.a.s.) mübarek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırdı, cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa:

Şâhid ol Yâ Rab!

Şâhid ol Yâ Rab!

Şâhid ol Yâ Rab!

buyurdu.

 

 

ÖZLEM AJANS
www.ozlemajans.com
Anahtar Kelimeler
©
En Çok İndirilenler
Maxthon 22
İslamın Hareket Metodu 15
Konuş Yoksa 13
Şafi Fıkhı 11
Yeterki Kuran Susmasın 10
Anket
Portalımızı Nasıl Buldunuz?







Oy vermek için üye olmanız gerekmektedir.
Hoşgeldiniz
* وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَا يَعْلَمُون *
* ''İzzet Allah'ındır, O'nun Peygamber'inin ve bütün müminlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.'' * (Münâfikûn: 8)
Şehadetinin 85.Yılında Şeyh Said

“Ve nice peygamberler ile beraber birçok âlimler, savaşta bulundular da Allah yolunda kendilerine isabet eden şeylerden dolayı ne gevşediler ne zaafa düştüler, ne de baş eğdiler. Allah Teâlâ ise sabredenleri sever.” (Âl-i İmran 146)

Şehid Şeyh Said 1865 yılında Erzurum’un Hınıs ilçesine bağlı Kolhisar Köyünde dünyaya geldi. Âlim ve Şeyh kökenli bir aileden gelen Şeyh Said, seyyid olup şeceresi Hz. Hüseyin’e (as) dayanmaktadır.

Ailesi Osmanlı Padişahı 4. Murat döneminde zulümlerle karşılaşmaya başladı. 1639’da Şeyh Said’in dedesi Seyyid Haşim katledildi. Dedesi Osmanlı yönetiminin saraydaki İslami olmayan hayatlarına karşı itirazda bulunmuş ve verdiği mücadelenin bedelini zamanın sultanının kendisini şehit etmesiyle ödemiştir.

Şeyh Said, gençlik yıllarında dedeleri gibi kendini ilme vermiş, İslami eğitimin yanında zühd ve irfana adayarak şeyhlik mertebesine ulaşmıştır. İlmiyle amel eden önder bir şahsiyet olarak mücadele sahasına ayak bastı. Arapça, Farsça, Kürtçe ve Türkçe dilinin yanı sıra gittiği Hindistan’da Hint Müslümanlarının dili olan Urduca’yı öğrendi.
İlmi kariyeri ile insanları cezb eden Şeyh, etkileyici hitabet diline sahipti. Zamanını ibadet, ilim ve irşadla geçirip İslam’a büyük hizmetlerde bulundu.

İslami ilimleri öğretmek amacıyla medreselerde talebeler yetiştiren Şeyh Said, ilmi yaygınlaştırmak için Kürdistan’ın değişik vilayetinde medreseler açtırdı. Medrese eğitim geleneğinin kök salması için büyük gayretler gösterdi. Yetiştirmiş olduğu talebelerine Kürdistan’ın birçok yerinde açtırdığı medreseleri düzenli olarak ziyaret edip oralarda okuyan talebelere cihad ve İslam’da devlet derslerini verdi.

Kemalist rejimin kurulmasından bir süre sonra İslam’a ve Müslümanlara karşı sergilenen tavır ve uygulamaları mercek altına alan Şeyh Said, gelişmelere ve uygulamalara lakayt kalamazdı. Yıllarca eğitip bilinçlendirdiği medrese âlimlerini ve şeyhleri harekete geçirdi. Halkı bilinçlendirme faaliyetlerine başladı. Halk, henüz kıyam edecek seviyeye ulaşmamıştı. Şeyh’in kontrolü dışında gelişen bazı olaylar hareketin olgunlaşmadan kıyama dönüşmesine sebep oldu.

Kürdistan’daki hareketliliği yakından takip eden devlet meydana gelen münferit olayları bahane edip hareketi bastırmak için provokasyonlarda bulundu. Bununla da yetinmeyen devlet, kirli ruhlu ajanlar ve milis güçlerini devreye koyarak kimi yerlerde Şeyh Said askerleri adına halkın malı ve namusuna el uzatılmasına sebep oldu. Bu yolla bilinçsiz halkı hareket karşısında tavır takınmaya ve cephe almaya yöneltmek için yoğunca çaba sarf edildi. Bunda kısmen de olsa başarı olundu. Ancak Şeyh ve taraftarlarını tanıyan ve onlarla muhatap olan Müslüman Kürtler bu oyuna gelmeyerek kıyamı desteklediler ve bunun neticesinde de büyük bedeller ödediler.

Cumhuriyetin kuruluşundan 16 ay sonra 13 Şubat 1925’te Şeyh Said’in Cuma hutbesinden sonra yapmış olduğu bir konuşmanın ardından kıyam ve başkaldırı başlamış denilebilir. Böylece Kürdistan’ın birçok yerinde ayaklanmalar başladı. Ne yazık ki tam olgunlaşmamış bir harekete karşı var gücüyle yüklenen Kemalist Rejim, katliamlar yaparak adeta Müslüman Kürt halkını kıyımdan geçiriyordu.

Derken 14 Nisan 1925’te Muş’un kuzeyinde Murat nehrini geçmeye çalışan Şeyh Said, Binbaşı Kasım’ın ihaneti neticesinde yakalandı. Kendisine yakışır şekilde kahramanca tavır sergileyip hiçbir şekilde zalimlere boyun eğmedi. İdam edilme korkusuna kapılıp zilleti seçmedi. Kendisine yakışan tavır olan izzeti seçti. Allah’a karşı ve halkına karşı sorumluluğunu yerine getirmenin huzuru içinde neticesi belli olan İstiklal Mahkemelerinde davasını anlatarak kendisinden sonra geleceklere izzetin ne olduğunun dersini verdi. 28 Haziran 1925’te Şeyh Said ve 47 yareni asılarak idam edildiler.

Bu tarih;
Kemalist rejimin İslam’a ve Müslümanlara açtığı ve halen devam etmekte olan bir savaşın tarihidir.

Bu tarih;
Cemilerin ahıra çevrildiği, İslami ilim ve eğitimin yasaklanıp Kur’an’ların yakıldığı ve İslami tesettüre el uzatıldığı tarihtir.

Bu tarih;
Müslüman Kürt halkını etkisizleştirme, ortadan kaldırma, Kürt ve Kürdistan’ı yok sayma tarihidir.

Bu tarih;
Zulme boyun eğmeyenlerin kıyımdan geçirildiği, âlimlerin darağaçlarında sallandığı, hamile kadınların dipçiklerle katledildiği, beşikteki bebeklerin süngülerle vurulduğu, elleri kınalı gelin ve damatların, yaşlı nine ve dedelerin katledildiği, köylerin yıkılıp harap edildiği acımasız bir savaşın tarihidir.

Bu tarih;
85 yıldır süren kirli mi kirli, gaddar mı gaddar, acımasız mı acımasız, hunhar mı hunhar, bir savaşın tarihidir.

Bu tarih;
Vahşet, kan, gözyaşı, sürgün ve talanlar üzerine temeli atılan zalim Kemalist Rejimin zulüm tarihidir.

Bu tarih;
Sadece Şeyh Said ve 47 arkadaşının idam edildiği tarih değildir. Bu azizlerin şahsında Müslüman Kürtlere verilen aşağılık mesajın tarihidir.

Bu tarih;
İdam edildikten sonra naaşları ailelerine verilmeyerek gizli olan makberleriyle Kemalist rejimin Müslüman önder ve rehberlerin ölüsüne bile tahammül edemeyişinin ve mezarlarından bile korktuğunun tarihidir.

Bu tarih;
Müslüman Kürt halkının hiçbir zaman TC rejimi ile dost olamayacağının tarihidir.

Bu tarih;
Kirli ruhlu hain ve ajanların davaya ne kadar büyük zarar verdiğinin ve bu tip satılmışların her zaman olabileceğinin bilincini belleklere kazıyan tarihtir.

Bu tarih;
Zulüm var oldukça, Allah yolunda mücadelenin de devam edeceği dersini veren bir tarihtir.

“Ve sakın Allah yolunda katledilenleri ölüler sanma, hayır, hep hayattadırlar, Rablerinin indinde yaşarlar.” (Âl-i İmran–169)

Şahadetlerinin 85.yılanda Peygamber varisi Rehber Şeyh Said ve yarenlerini hasret ve minnetle anıyoruz.

M. Celal Mücahid
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın
Kısa Mesajlar
Mesaj göndermeniz için üye olmanız gerekmektedir.

Henüz hiç kısa mesaj gönderilmemiş.
ÇAĞRI FM
Hergüne Bir Hadis
Allahu Teâlâ zâlimi imhâl eder (bir müddet cezasını tehir eder),taki gazabına uğrayınca onu kimse kurtaramaz.
Namaz Vakitleri
Önemli
Hergüne Bir Dua
Benden bana ezâ veren şeyi gideren ve bana yarayacak şeyi bende tutan Allah'a hamd olsun
Son Video
Mikail-Hicranlı Yüzler
[28-06-2010 23:07]
Asr Suresi
[27-06-2010 23:16]
Mavi Marmara Şehitl...
[27-06-2010 23:08]
Mazlumsun Susa
[27-06-2010 23:06]
Kuveytipoor-Kana Yo...
[11-01-2010 14:52]
Seyfullah-Selamun S...
[11-01-2010 14:47]
En Son İndirilenler
Şafi Fıkhı 11
İslamın Hareket Metodu 15
Yeterki Kuran Susmasın 10
Konuş Yoksa 13
Maxthon 22
En Son Eklenen İncelemeler

Henüz bir inceleme gönderilmemiş.

Rastgele Video
SON HABERLER
Sayfa oluşturulma süresi: 0.02 saniye 17,776 Tekil Ziyaretçi