September 09 2010 02:24:39
Ana Menü
Site Menü
· Ana Sayfa
· İncelemeler
· Dosyalar
· Forum
· Web Linkleri
· Haber Kategorileri
· İletişim
· Arama
Kuran-ı Kerim
· Kuran-ı Kerim
· Kuran İlimleri
· Kuran Bilgileri
· Kuran'da Dua
Kitaplar
· Riyazüs'Salihin
· Dine Karşı Din
· Öncüler
· Boykot
· Örnek Ahlak
· Çöldeki Işık
· İnsan-ı Kamil
Galeri
· Videolar
· Resimler
Ziyaretçi Defteri
· Ziyaretçi Defteri
Öner
· Resim Galerisi
Çevrimiçi Kullanıcılar
· Çevrimiçi Ziyaretçiler: 1

· Çevrimiçi Üyeler: 0

· Toplam Üye Sayısı: 8
· En Yeni Üye: ESRADE
En Son İncelemeler
İnceleme Bulunamadı
VEDA HUTBESİ

Bismihi Teala


"Hamd Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki; Allah'dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi, ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür. "

Ey Nâs!

Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak bir daha berâber olamayacağım.

İnsanlar!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece mukaddestir; her türlü tecâvüzden masûndur.

Ashâbım!

Yarın rabbınıza kavuşacaksınız. Bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız. Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsinler. Olabilir ki, bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak hıfzetmiş olur.

Ashâbım!

Kimin yanında bir emânet varsa, onu sâhibine versin . Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Fakat aldığınız borcun aslını ödemek gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle bundan böyle fâizcilik yasaktır. Câhiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib'in oğlu amcam Abbas'ın fâiz alacağıdır.

Ashâbım!

Câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası, Abdülmüttalib'in torunu (amcalarımdan Hâris'in oğlu) Rabîanın kan davasıdır.

Ey Nâs!

Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah'ın emâneti olarak aldınız. Onların nâmus ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki haklarınız, âile nâmusu ve şerefinizi kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer onlar sizden izinsiz râzı olmadığınız kimseleri âile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. Kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise, örfe göre her türlü (meşru ihtiyaçlarını), yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

Mü'minler!

Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emânetler, Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir.

Ey Nâs!

Devâmlı dönmekte olan zaman, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü duruma dönmüştür. Bir yıl, l2 aydır. bunlardan 4'ü Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep hürmetli aylardır.

Ashâbım!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden nüfûz ve saltanatını kurma gücünü ebedî olarak kaybetmiştir. Fakat size yasakladığım bu şeyler dışında, küçük gördüğünüz şeylerde ona uyarsanız, bu da onu sevindirir. ona cesâret verir. Dininizi korumak için bunlardan da uzak kalınız.

Mü'minler!

Sözümü iyi dinleyin, iyi belleyin. Rabbınız birdir, babanız birdir. Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük, ancak takvâ iledir. Müslüman müslümanın kardeşidir. Böylece bütün müslümanlar kardeştir. Gönül hoşluğu ile kendisi vermedikçe, başkasının hakkına el uzatmak helâl değildir. Ashabım! Nefsinize de zulmetmeyin. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır. Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsinler.

Ey Nâs!

Cenâb-ı Hak Kur'an da her hak sahibine hakkını vermiştir. Mirâsçı için ayrıca vasiyyet etmeye gerek yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa, ona âittir. Zina eden için ise mahrûmiyet vardır. Babasından başkasına soy (neseb) iddiâsına kalkışan soysuz, yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın. Cenâb-ı Hak böylesi insanların ne tevbelerini ne de adâlet ve şâhitliklerini kabûl eder.

Ashabım!

Allah'tan korkun, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, malınızın zekatını verin, âmirlerinize itaat edin. Böylece Rabbınızın Cennetine girersiniz.

Ey Nâs!

Yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz? Ashâbı kiram:

Allah'ın dinini teblîg ettin, vazîfeni hakkıyla yaptın, bize nasihat ve vasiyette bulundun, diye şehadet ederiz, dediler.

Rasûlüllah (s.a.s.) mübarek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırdı, cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa:

Şâhid ol Yâ Rab!

Şâhid ol Yâ Rab!

Şâhid ol Yâ Rab!

buyurdu.

 

 

ÖZLEM AJANS
www.ozlemajans.com
Anahtar Kelimeler
©
En Çok İndirilenler
Maxthon 22
İslamın Hareket Metodu 15
Konuş Yoksa 13
Şafi Fıkhı 11
Yeterki Kuran Susmasın 10
Anket
Portalımızı Nasıl Buldunuz?







Oy vermek için üye olmanız gerekmektedir.
Hoşgeldiniz
* وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَا يَعْلَمُون *
* ''İzzet Allah'ındır, O'nun Peygamber'inin ve bütün müminlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.'' * (Münâfikûn: 8)
Zulüm ile abad olanın...

Doğru haber gazetemizde cezaevinde hükümlü veya tutuklu bulunup farklı hastalıklara yakalanan kardeşlerimizin sıkıntılarını yansıtmaya çalışıyoruz. Bu bizim İslami sorumluluğumuz ve gazetecilik anlayışımızın bir gereğidir. Birinci mesuliyetimiz Allah’a karşıdır. Allah için gayret sarfetmiş, onun için zindanlar, muhaceretler yaşamış kardeşlerimizin sıkıntılarına ortak olmak, onları yansıtmak, bu sıkıntıları gidermeye çalışmak; Allah’a, O’nun dinine yardım etmekle eşdeğerdir. Bunu resmi bir prosedürle sınırlı tutmak, sağa sola eğip bükerek bu mesuliyete halel getirmenin hiç bir anlamı yoktur.

Hayatımız, ölümümüz Allah için olacaksa bir anlamı vardır. Onun için de tüm gücümüzle Mü’minlerin yanında yer almaya onlar için tüm imkanlarımızı seferber etmeye, onlar için canımız da dâhil her türlü fedakarlıkta bulunmaya devam edeceğiz. Gazetemizin sayfaları, köşe yazılarımız, hayatımızdan daha değerli olmadığı için onları da bu darda kalan kardeşlerimize kurban etmekten çekinmeyeceğiz. Filistin’de Allah için siyonist zindanlara düşmüş yıllarını orda geçirmiş ve belki de sonuçta şehid olmuş kardeşimiz bizim için ne anlam ifade ediyorsa, Gazze Özgürlük gemisine Allah için binmiş ve orda şehid olmuş kardeşimiz gözümüzde ne kadar değerli ise Türkiye’de hasseten bölgemizde Allah için zindanlara düşmüş, özgürlüğe hasret yıllar yılı Yusufi bir hasret yaşayanlar da bizim için o kadar değerlidir.

Cahid Durmaz kardeşimizin ismini hepiniz duymuşsunuzdur. Defalarca onunla ilgili gazetemizde haberler yaptık. Mağduriyetinin sona erdirilmesi için girişimlerde bulunduk. Ancak bu kardeşimiz bu ayın 27’yi 28’e bağlayan gecesinde Allah’ın huzuruna Şahid olarak gitti.

Bu kardeşimiz uzun zamandır kanser ile mücadele ediyordu. Daha doğrusu asıl kanser olan bu sistemin zulüm çarkları ile mücadele ediyordu. 7 ay önce 7 uzman doktorun verdiği bir raporla cezaevinde kalmasının hayati tehlikesinin mevcut olduğu tespit edilmiş ve cezasının 6 ay süreyle ertelenmesi istenmişti. Ancak aradan aylar geçtikten sonra onu adli tıpa sevkettiler.

Skandallarla adını duyuran Adli Tıb, uzun uğraşların ardından raporu verdi. Ancak bu kez de raporun üzerindeki tarih yanlış yazılmış diye rapor Adli Tıbba geri gönderildi. Cevabı gelmeden Cahid kardeşimiz Rabbinin huzuruna, geride gözü yaşlı bir eş ile çocuklar bırakarak ak bir alınla çıktı. Zulmun şahidi olarak, Allah için çalışmanın bir bedelinin olduğuna şehadet ederek.

Çok şey söylenebilir, yazılabilir, Ancak sünnetullah’ın değişmeyeceğini bu olay bir kez daha bize gösterdi. Mü’min olmanın, dik durmanın, Allah için olmanın bir bedelinin olduğunu birkez daha gördük... İşte Ergenekoncuların ne cürümler işlemiş olmalarına rağmen içinde bulundukları rehavetleri hepimiz biliyoruz. Parası ve babası olanın Türkiye’de neleri yapabildiğine hepimiz şahid oluyoruz. Bu adaletsizlik bile bir ülkenin payidar olmaması için yeterli bir sebeptir. Baksanıza cumhurbaşkanı bile zaman zaman hastanede kral hayatı yaşayan ve ergenekonun bir numaralı adamı olduğu kuvvetle muhtemel Haberal’ın hatırını soruyor, iyi dilek temennilerini iletiyormuş.

Dolayısıyla Müminlerin omuz omuza mücadele verdikleri müminlerden başka dostlarının olmadığına artık inanmaları ve bu işe daha fazla sarılmaları gerekiyor.

Bu kardeşimizin şehadetinin bize bıraktığı birçok ders ve kazanım olacaktır. Bu kazanımların farkında olmak o kazanıma değer katıyor. Öncelikle o, bu davanın Allah katındaki şahidi olacak. Bu bize dünya ve ahiret saadeti olarak yeter. Ancak bu dünyadaki kazanımlarını da ayrıca görmemiz gerekiyor. Bu ve diğer mağdur olan kardeşlerimizin yaşadıklarını radyolardan, televizyonlardan, gazetemizden yansıttığımız oranda bu durumdaki sıkıntıların önüne geçmiş olacağız. Bu konuda bilerek bilmeyerek ihmalkarlık gösterenleri deşifre ettikçe onların kendilerine çekidüzen vermeleri kaçınılmaz olacaktır. O halde mümin olmanın gereği sorumluluklarımızı yeniden sorgulayalım.

Kısaca değinmek istediğimiz bir diğer husus ise, Şeyh Said Efendinin şehid edilişinin yıldönümünde Mustazaf-Der’in yapmak isteyip de yapamadığı basın açıklaması olacaktır. Bu ülkenin vatandaşı olan herkesin benimsediği değerleri savunmaya hakkı vardır. Bu hakkı verirken bir ayırıma gidenler fitne fesat ateşini körükleyenlerden başkası değildir. Tam da bu dönemde arzu edilen çatışma ortamlarının oluşturulmasına derin bir elin yataklık ettiğini söylemek garipsenmemeli. Mustazaf Der’in yapmış olduğu etkinliklerdeki maksadının ne olduğunu bu halk da, vicdan sahibi yetkililer de anlamışlardır. Bölgede birliği sağlayacak birileri varsa, adaletten yana söz söylemek gerekecekse bu mustazaf der ve onun gönüllülerinden başkası olmayacak. Sakın birileri bu İslami camiayı çekememezlik gibi bir hastalığa yakalanmış ve bunu engellemek için öncü güçlerini devreye sokmuş olmasın mı?

Son olarak başta 48 arkadaşıyla birlikte Diyarbakır’da idam edilen Şehid Şeyh Said Efendi ve arkadaşları olmak üzere cezaevlerinde hayatlarını kaybeden öncelikle Cahit Durmaz kardeşimiz olmak üzere tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet ailelerine sabr-ı cemil niyaz ederim.

Fikret Gültekin/Doğruhaber
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın
Kısa Mesajlar
Mesaj göndermeniz için üye olmanız gerekmektedir.

Henüz hiç kısa mesaj gönderilmemiş.
ÇAĞRI FM
Hergüne Bir Hadis
Allahu Teâlâ zâlimi imhâl eder (bir müddet cezasını tehir eder),taki gazabına uğrayınca onu kimse kurtaramaz.
Namaz Vakitleri
Önemli
Hergüne Bir Dua
Benden bana ezâ veren şeyi gideren ve bana yarayacak şeyi bende tutan Allah'a hamd olsun
Son Video
Mikail-Hicranlı Yüzler
[28-06-2010 23:07]
Asr Suresi
[27-06-2010 23:16]
Mavi Marmara Şehitl...
[27-06-2010 23:08]
Mazlumsun Susa
[27-06-2010 23:06]
Kuveytipoor-Kana Yo...
[11-01-2010 14:52]
Seyfullah-Selamun S...
[11-01-2010 14:47]
En Son İndirilenler
Şafi Fıkhı 11
İslamın Hareket Metodu 15
Yeterki Kuran Susmasın 10
Konuş Yoksa 13
Maxthon 22
En Son Eklenen İncelemeler

Henüz bir inceleme gönderilmemiş.

Rastgele Video
SON HABERLER
Sayfa oluşturulma süresi: 0.02 saniye 17,734 Tekil Ziyaretçi