Şehâdetiniz mübarek olsun
Gönderen Kuranehli - June 04 2010 13:20:09

Gazze’deki ambargoyu kaldırmak Müslümanların dertleriyle dertlenmek adına yola çıkmışlardı. Bu yolda en büyük temennileri ise şahadetti. Bu dua ile bindiler Mavi Marmara’ya ve en çok istedikleri neticeyi aldılar. Mavi Marmara’da siyonist kurşunlarıyla hayatlarını kaybeden şehidlerimizin sevenleri, onları şehadete götüren yaşantılarını anlattı
Onlar şehadete sevdalıydılar.
Rabbim şehadetlerini kabul etsin inşaallah
Haber Metni

BEN ŞEHİD OLMAYA GİDİYORUM
Siirt’in Beşiri ilçesinde dünyaya gelen Saadet Partisi İl müfettişi İbrahim Bilgen hayatını İslamî hizmetlere adamıştı. Siirt'in ilk yerel ve İslamî yayın yapan televizyonunu kuran ve yöneticiliğini yapan Bilgen, kendisini tanıyanların gönlüne taht kurmuş bir mü’mindi. Yakınlarını sürekli ‘Filistin’deki kardeşlerimin vebaliyle Allah'ın huzuruna nasıl çakıcağım, Allah’a nasıl cevap vereceğim” derdi. Sevenleri, 61 yaşındaki şehidimizi siz okuyucularımız için anlattı:
Şehidin Oğlu Yusuf Bilgen: Babam her zaman böyle bir ölüm istiyordu, yani Allah yolunda ölmek istiyordu, şehit olmak istiyordu. Allah kendisine nasip etti. Onunla gurur duyuyorum.
Damadı Sinan: Vedalaşırken herkese ben “şehid olmaya gidiyorum” dedi.
Dava arkadaşı M. Şakir Özmazı: İslamî hassasiyetleri çok fazlaydı. Tüm Müslümanların sorunlarına eğilir, dertlerine derman olmaya çalışırdı. Dimdik bir duruşu vardı. Tavizsiz, korkusuz ve gözü pekti. Aradığı şeye, şehadete kavuştu. Allah şehadetini kabul etsin.
Kardeşi Burhanettin Bilgen: Acımız çok büyük. Tek tesellimiz, şehit düşmüş olmasıdır. ABD emperyalizminin küçük çocuğu israil bir zulüm yaptı. Bu zulme karşı olanların başı sağ olsun.
30 yıllık arkadaşı Muhsin Özbey: İslamî çizgiden hiç ayrılmadı. Zikir halkalarını sever, münevver şahsiyetlere büyük değer verirdi. Muttaki ve ehli takva bir insandı. Sünnete riayet eder, sünnet ibadetlere özen gösterirdi. Hem Filistin davasıyla hem de İslamî diğer sorunlarla ilgili özel hassasiyeti vardı. Çok şuurlu bir insandı. Müslümanların vahdetini sürekli savunur ve ümmetçi bir anlayışa sahipti. Tüm Müslümanları kardeş bilir, İslam için yapılan her hizmete gönülden koşardı. Aynı anda hem Milli Gazete, hem Vakit Gazetesi hem de Doğruhaber Gazetesine abone idi. Kendisi “Bu gazeteler İslam’ın sesi, bu sese sahip çıkmamız lazım” derdi.
Yakın arkadaşı Said Dayan: Çok nadir ferdi namaz kılardı. Bilgisayarına ezan programı yerleştirmişti. Ezandan beş dakika önce bilgisayar ezan okur oda hazırlıklarını yapar ve cemaate giderdi. Üç aylarda bol oruç tuttuğuna şahit oldum. Evden sabahları abdestli çıkar ve iş yerine abdestli gelirdi. Kur’an okumayı severdi. Hem Mushaf’tan hem bilgisayardan çok Kur’ân okurdu. Kur’ân’ı işyerinde başucunda asılı idi. “Eğer geri dönersem işyerini bırakıp sadece yardım işleriyle uğraşmak için bir büro açmak istiyorum” diyordu.
SIRADA AHİRET ŞAMPİYONLUĞU VAR
Birçok Dünya, Avrupa ve Türkiye şampiyonluğu bulunan, aynı zamanda milli hakem ve milli antrenör olan tekvando ustası Çetin Topçuoğlu’nun yakın bir arkadaşı şehidin hayatından kesitler sundu. İşte arkadaşının dilinden şehidin hayatı: “İki yıl öncesine kadar açıkçası çok fazla bir İslamî duyarlılığı yoktu. Fakat yaklaşık 2 yıl önce gittiği umre sonrası kendisini şehadete götüren kutlu yolculuğu başladı. Sporcu olarak birçok ulusal başarı tattığını ama hiçbirinin İnsani Yardım çalışmalarında bulunmak kadar haz vermediğini söylerdi. Adana’dan ayrılırken kendilerini uğurlamaya gelenlere şöyle seslendi: “Birçok Avrupa ve Dünya şampiyonluğu yaşadık ama asıl önemli olan Ahiret Şampiyonluğu; İnşaallah sırada Ahiret Şampiyonluğu var…”dedi. Rabbim, duasına icabet etti ve Şehadet şerefiyle onurlandırdı. Gözü pekti. Haksızlığa tahammülü yoktu. Bir önceki konvoyda Mısır’ın El Ariş Limanı’nda uğradıkları saldırıda en ön saftaydı. Mısır polisinin saldırması ve konvoydan 6 kişiyi tutuklaması üzerine yanındaki birkaç arkadaşıyla beraber limanda bulunan bir general ile birkaç subayı rehin almıştı. Belki de onun bu girişimi sonucu oradaki olaylarda can kaybı yaşanmadı. Kendisiyle beraber derneğimizin ilgilendiği yetim çocuklar için bir “Tekvando Kursu” açacak ve yetimlerden dünya şampiyonları çıkaracaktık. Ne diyelim, takdir; Rabbim böyle güzel gördü.
ŞEHADET İÇİN GÜNLERCE DUA ETTİ
Aydınlık Yarınlar İçin Hak ve Özgürlükler Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği (AYDER) Başkanı Ali Haydar Bengi, Gazze yolculuğuna çıkmadan önce şehit olmak için günlerce dua ettiği öğrenildi. Şahadet haberinin ardından ilk olarak başkanlığını yaptığı dernekte aile ve sevenleri tarafından taziyeler kabul edildi. Beş yıl önce kurulan derneğin iki yıl önce başkanlığına getirilen evli ve dört çocuk sahibi Mısır El Ezher Üniversitesi mezunu 39 yaşındaki Ali Haydar Bengi’nin eşi Sanye Bengi, eşinin şahadeti ile gurur duyduğunu dile getirdi. Eşiyle en son Mersin'de yola çıkmadan önce telefonla görüştüğünü anlatan Sanye Bengi, "Eşim Mısır'da okuduğu için oradaki Müslümanların durumunu çok iyi biliyordu. Bunun için sivil toplum kuruluşunda aktif olarak çalışıyordu. Mazlumlara, fakirlere yardım ediyordu. Yıllardır Filistin'e gitmek istiyordu. Sürekli de şehit olmak için dua ediyordu” diye konuştu. Babası için durmadan gözyaşı döken Semanur, “Babam Mersin deyken beni aradı. 'Kızım beni merak etmeyin. Şehit olmak istiyorum' dedi” diye konuştu. Ali Aydar Bengi'nin kızlarından Senanur Bengi ise “Babamı çok seviyorum. Onu çok özlüyorum. ” ifadelerini kullandı.
Doğru Haber Gazetesi 4 Haziran 2010 Cuma